Anasayfa arrow Merak Ettikleriniz
Köpekler Nasıl Evcileşmişlerdir?  E-posta
Hayvanların kendi doğasından oldukça farklı şekilde ve insanın arzu ettiği boyutlarda,
yeni bir davranış yapısı kazanması olarak tarif edebileceğimiz evcilleşmede binlerce yıl
süren doğal bir seleksiyon söz konusudur. Böylece hem bitkilerin hem de hayvanların evcilleştirilmeleri için genetik değişimler meydana gelmiştir.
Dünya' da 4.000 memeli, 10.000 kanatlı türü olmasına rağmen bunların sadece bir
düzinesi insanla evcilleşme ilişkisine girmiştir.
Mağaralardaki taş oymalarından bildiğimiz kadarıyla eski Mısırlılar çok uğraştıkları halde sırtlan, geyik, ibeks (bir dağ keçisi) gibi hayvanları evcilleştirmeyi başaramadılar.
İnsana kısmen de olsa yakın yaşayan sincap evcilleşmedi; evcil hayvanlarımızın çok
yakın akrabaları olan koyot, bizon, orman tavuğu ve zebra evcilleştirilemedi ama at,
kurt ve tavşan vs. evcilleştirilebildi.
Son araştırmalara göre köpek, insanın en eski ev hayvanıdır. İlk olarak, son buz çağının sonuna doğru Avrupa ve Yakm Doğu'da, daha sonra Amerika'da evcilleştirilmiştir. Bonn yakınlarındaki Oberkassel kasabasında, Geç Paleolitik bir mağarada bulunan bir köpeğin çene kemiği üzerinde yapılan incelemelerle ilk evcil köpeğin ortalama 14.000 sene evvel yaşadığı anlaşılmıştır. Böylece insanın en eski ev hayvanının köpek olduğu ortaya konmuştur.
Bazı kaynaklara göre kurtların evcilleşmeye başlaması İsrail'de MÖ 12.000-10.000, Anadolu'da ise 7000 yıllarına uzanmaktadır.
Arkeolojik kanıtlar bulunmasa da genetik üzerine yapılan çalışmalar sonucunda,
bu tarihlerin daha da eskilere uzandığı düşünülmeye başlanmıştır.
Evcilleştirme büyük ihtimalle farklı zaman ve mekânlarda gerçekleşmiştir. Böylece
farklı köpek ırkları oluşmuş ve bunlar arasında, insanın işine en çok yarayan köpekler
tutulup, diğerleri üretim dışı bırakılmıştır. Kurttan köpeğe geçiş, yine evcilleşmenin ve insanlarla birlikte yaşamanın sonucu olarak ortaya çıkan ve binlerce yıldır süregelen
bir olaydır. Bu zaman içinde hayvanlar psiko-genetik ve hatta anatomik olarak da değişikliklere uğramışlardır. Kurda ait davranışların, köpekte %50 oranında değiştiği iddia edilmektedir. Geriye kalan %50 oranındaki ortak davranış biçimleri, çok uzun zamandan beri kurtlardan çok uzak yaşamasına rağmen mevcuttur. Yani köpek, halen kurtlara ait içgüdüler taşımaktadır. Bu içgüdüler, köpeğin avlanması, kilometrelerce gezmesi, alan koruması, gıdasını seçmesi ve çiftleşmesi için programlanmıştır. Bu içgüdüleri tatmin etme imkânı bulamayan köpeğin, bize belli etmese de stres içinde olması kaçınılmazdır.
Evcilleşmenin temelinde, içgüdüleri kontrol edebilme yeteneği vardır. Bir canlı (insan dahil) içgüdülerini ne denli kontrol edebiliyorsa, o kadar evcildir. Beynin prefrontal (ön alın) bölgesi bu yetenekten sorumludur ve bu bölge bakımından en gelişmiş canlı, insandır.

Bu yazıya ilk yorumu yazın

Devamını oku...
 
Köpekler Depremi Hissediyorlar mı?  E-posta
DEPREM ÖNCEDEN ANLAŞILABİLİR Mİ?
Bu, bilimin yıllardır cevabını aradığı, bizim de başımıza geldiği zaman önemini kavradığımız bir sorudur. Bilim bu soruya henüz cevap bulamamışken, halkımız her zamanki gibi kendi çözümlerini üretmiş durumda. Bu çözümlerden en rağbet edileni de hayvanlara sismograf gözüyle bakmak. Bu nedenle her çeşit hayvanın satışında artış söz konusu.
Depremi hayvanların önceden hissettiğine dair hayvan sahiplerince gözlenen birçok olay var. Bilimsel gözlemlerin sayısı ise çok az. Genel olarak varılan kanıya göre depremi hisseden hayvanlar değişik tepkiler veriyorlar. Örneğin fareler yuvalarını terk ediyor, ördekler sudan, ayılar ve kurtlar inlerinden çıkıyorlar, serbest dolaşan köpekler ise genellikle ortadan kayboluyorlar. Ev köpekleri huzursuzlaşıyor, kafesteki kuşlar çırpmıyorlar. Bir önceki depremde müthiş tepki veren bir köpek ikinci depremde gayet sakin olabiliyor. Köpekler üzerinde yapılan bir araştırmada aynı köpeğin, on depremden yedisine tepki verdiği, üçüne ise hiç vermediği gözlenmiş. Ancak bu tepkilerin, depremin şiddetiyle bağlantısına dair bir veri olmadığı gibi, depremden ne kadar önce şekillendiğine dair de veri yok.
Buna rağmen insanlarımız Özellikle basında çıkan resimlerden tanıma fırsatı bulduğu Golden Retriever, Coocker Spaniel, Labrador, Doberman Pincher ve German Shepherd gibi kurtarmada en sık kullanılan köpekleri satın alıyorlar. Sanki bu köpekler doğuştan, hiçbir eğitim almadan depremden insan kurtarmaya hazırmış veya hemen insanlara depremi haber verecekmiş gibi.
Köpeğin psikolojisini anlamaktan çok uzak olan bu insanlar deprem korkusu içinde yaşarken köpek her uluduğunda veya hu-zursuzlaştığmda kendilerini dışarı mı atacaklar?
Birincisi, depremi haber verecek köpeğin duyu organları ve algıları çok iyi gelişmiş olmalı, ikincisi ise hayvanın tepkileri, sahibi tarafından çok iyi şekilde analiz edilmelidir. Kısacası hem köpek, hem de sahibi bu konuda yetenekli ve eğitimli olmalıdır.

Bu yazıya ilk yorumu yazın

Devamını oku...
 
Kısırlaştırma Operasyonu  E-posta
KISIRLAŞTIRMANIN DAVRANIŞ ÜZERİNE ETKİLERİ
Veteriner hekimlere en fazla yöneltilen sorulardan biri, kısırlaştırmanın hayvan sağlığı ve davranışları üzerine etkileridir. Başarılı bir operasyonun, sağlık açısından olumsuz bir etkisi yoktur. Ancak davranışlarda birtakım değişiklikler ortaya çıkabilir. Erkek ve dişide kısırlaştırmanın etkileri farklı olduğu için, bu iki cinsiyeti ayrı ayrı ele almak yararlı olacaktır.

Erkeklerde Kısırlaştırma (Kastrasyon)
Küçük hayvan kliniklerinde en fazla yapılan operasyonlardan biri, erkeklerde testisierin çıkartılmasıdır. Bu operasyon sonucu, cinsiyet hormonu aktivitelerindeki değişimlere bağlı olarak hayvanların davranışları da az ya da çok değişebilir. Testosteronun, hayvandaki vücut yapısına, fizyolojik mekanizmalara da etkisi vardır, tabiatıyla kısırlaştırma tüm bu işlevleri etkilemektedir.
Ancak her iki cinsiyetten köpekler, kısırlaştırma sonrası dahi, azalmış olmakla birlikte, kendi cinslerine Özgü, belirgin davranış farklılıkları gösterirler. Yine köpeklere, karşı cinsiyetin hormonu uygulanırsa tam anlamıyla bir değişim gözlenmez. Kastre edilmiş erkek köpeklere östrogen verilirse, çok az şekilde, dişiye ait seksüel davranışlar gözlenir, tersi de böyledir, kısırlaştırman dişi köpeklere testosteron verilmesinden sonra çok az şekilde erkek davranışları gözlenir. Örneğin; kısırlaştırılmış dişi köpeklere testosteron verilmesi, diğer dişi köpeklerin üstüne atlama eğilimini artırır.
Yetişkin erkek köpeğin, kısırlaştırıldıktan sonraki saatlerde kan testosteron düzeyi azalır, ancak hayvan uzun bir süre daha, testosteron kaynaklı davranışlarda bulunur. Hatta, bu hormonun az da olsa salgılandığı böbrek üstü bezleri bir operasyonla alınsa ve kan testosteron düzeyi sıfır olsa bile bu davranışlar görülür (aylar, hatta yıllar sonra). Bu, tamamen beynin öğrenme süreçlerine bağlıdır. Beyin, hormonal bir etki olmaksızın da normal davranış biçimini hatırlar. Yani kısırlaştırma, hormonlar sayesinde öğrenilen davranışlar dahil olmak üzere, öğrenilmiş davranışlar üzerine etki etmez. Bazı hayvanlar, kısırlaştırmadan sonra, yıllar boyu çiftleşme aktivasyonu gösterirler. Bu davranışta, öğrenmenin yani seksüel deneyimlerin yanı sıra, kalıtımsal etkilerin, diğer bir deyişle içgüdülerin rolü olduğu da savunulmaktadır.

Bu yazıya ilk yorumu yazın

Devamını oku...
 
Köpekler Nasıl Görürler?  E-posta
Görme yeteneği, köpekler arasında ırktan ırka farklılık gösterir, zira gözlerin kafadaki yeri, ırka göre değişir.
Yassı yüze sahip köpeklerde optik açı 8°°, kurda benzer yüze sahip olanlarda 15-25°, Spaniel Cocker ve Greyhoundlarda ise 8O° civarındadır. Bu yapının davranış üzerine etkisine örnek olarak; geniş görme açısına sahip bir köpeğin, etrafı çok rahat görebileceğinden dolayı, kalabalık ortamlarda çabucak dikkatinin dağılması verilebilir. Bu nedenle, böyle köpekler daha izole ortamlarda, daha iyi eğitilirler. Desmond Morris, bir av köpeğinin, itaat yarışması esnasında, seyirciler arasındaki bir kadının şapkasındaki kuş tüyünü fark edip, ferma duruşunda (av köpeklerinin avın yerini belirtmek için aldıkları vaziyet) kaldığına şahit olduğunu belirtmiştir.
Gözdeki optik sinire ait fibrillerin (liflerin) çaprazvari olması, yan görüş açısı için öneme sahiptir. İnsanda bu fibrillerin yarısı, köpek ve kedilerde ise üçte ikisi çaprazvaridir. Bu nedenle, köpek ve kediler insandan daha iyi yan görüş açısına sahiptir. Yani daha iyi bir görüş için biraz yandan bakmak zorundadır. Yine fibrillerin bu özelliği sayesinde bir çoban köpeği bir kilometre mesafeden hareketli nesneleri seçebilmektedir. Zaten köpekte iletişimin bir kısmı görsel sinyallerle yapılmaktadır.
İnsanda görme merkezi, konların (konik hücreler) yoğun olarak bulunduğu, ancak rodlarm (çubuksu hücreler) bulunmadığı çukur bölgedir. Bu bölge köpeklerde de bulunur, ancak renkli görmeyi sağlayan kon yoğunluğu daha azdır.
   
Geceleri Görebilirler mi?
Köpeğin gözündeki retina tabakasında (burada rodlar maksimum yoğunluktadır)

Bu yazıya ilk yorumu yazın

Devamını oku...
 
Yaşlılık  E-posta
Yaşlı bir köpeği olan hayvan sahiplerini her zaman takdir etmişimdir. Köpeğin genç, oyuncu, sağlıklı ve neşeli günlerinde nasıl bera-berlerse, şimdi de bir yığın probleme sahip köpekleriyle yine beraberdirler, belki kendilerinin hastaneye gitme imkânları yoktur ama yaşlı dostları söz konusu olunca hiçbir fedakârlıktan kaçınmıyor-lardır.
Etrafımıza baktığımızda, gerek terk edilen gerekse de ötanazi edilen köpeklerin önemli bir bölümünü yaşlı köpeklerin, en azından genç olmayan köpeklerin oluşturduğunu görmekteyiz. Oysa problemleri olsa da bu köpeğin hayatını, kişiliğini biz biçimlendirmişindir. Yaşlılıkla ilgili davranış bozuklukları varsa, organik ve kalıtsal bozuklukların dLşmda olanlara bizim katkımız çok büyüktür. Ev ortamı nasıl olursa olsun, yaşlı köpeğin emniyet ihtiyacı gençlere kıyasla daha fazladır. Bu bakımdan kendini emniyette,
hissettiği evden ayrılması onun için yıkım olacaktır. Onunla dostluğumuzu ölene kadar sürdürmek bizim insanî vazifemizdir. Bu nedenle köpek alırken, bu hayvanın oyuncu, hareketli ve neşeli günlerinin bir gün biteceğini ve problemlerinin artacağını, başından kabul etmemiz gereklidir.
Köpekler yaşlandığında birçok zorluk ve acıyla karşılaşırlar, ancak daha ağırbaşlı ve daha tecrübeli olurlar. Sekiz yaşın üzerindeki köpeklerin tüm vücut fonksiyonlarında değişiklikler olduğu gibi davranışlarında yavaş ya da aniden ortaya çıkabilen değişiklikler gözlenir. Doğal olarak organik rahatsızlıklar yaşlılarda daha fazla görüldüğü için, bunlarla ilişkili davranış problemleri de daha sık görülecektir.
Yaşlılıkla beraber, köpeğin fizyonomisi de değişir. Her şeyden önce surat ifadesi farklılaşır. Bu ifade her ırktan köpek için farklı bir şekil almaktadır. Ağız çevresindeki kılların ağarması tipik bir yaşlılık işaretidir.
Yaşlılıktan kaynaklanan standart davranış değişiklikleri yanında, köpeğin ırkından veya yaşadığı sosyal ortamdan kaynaklanan davranış değişiklikleri de gözlenebilir.
Bu önemli değişimlerden biri, sürü düzenindeki mertebe değişimidir. Bilindiği gibi köpek, sürüdeki mertebesini korumak için sürekli mücadele etmek zorundadır. Bu nedenle sürü liderleri ancak güçlü oldukları zaman başta kalabilirler. Sürü lideri, diğer sürü bireylerine karşı kendini korumak, onları alt etmek zorundadır. Sürünün alt mertebelerindeki köpekler yaşlanan sürü basma karşı daha agresif olmaya başlarlar.
Serbest yaşayan evcil köpeklerde iletişim kabalaşmış, mimiksel anlatım ve kavgayı engelleyici davranışlar zayıflamış olması nedeniyle, gençlerle yaşlılar arasında büyük bir temas kopukluğu mevcuttur ve iletişimdeki bu eksikliğe bağlı olarak kavgalar daha şiddetli olup ciddi kavga ve yaralanmalar ortaya çıkabilir.
Kurtlar ve köpekler arasındaki bu sosyal farklılık, yaşlılık peri-yodundaki davranışlarda da etkisini gösterir. Yani yaş ile toplumsal ilişkiler açısından kurt ve köpek toplumu arasında farklılıklar vardır. Lider değişiminde, yaşlı alfa kurt (lider kurt), ısırmaları to-lere eder veya çok zayıf şekilde karşı koyar. Böylece lider değişimi kansız şekilde sonuçlanır. Ancak bu ilkeli davranışı köpek topluluklarında tam olarak göremiyoruz.
İnsanlarla birlikte yaşayan, aile hiyerarşisi içinde bulunan köpeklerde yaşlılık dönemlerinde gözlenen davranış değişiklikleri, sürü halinde yaşayan köpeklerden daha farklıdır. Aile içinde yaşayan köpeklerde liderlik mücadelesinin çoğu kez bir önemi yoktuı, yaşlılıkla birlikte sosyal yapı değişmez. Bir köpeğin, sosyal partneri olan insanla münasebetleri daha farklı olsa da, bir grup içinde yaşadığından dolayı, yaşlılıkla beraber bazı davranış değişiklikleri gözlenir. Bu değişikliklerin mertebe değişimi ile bir ilgisi yoktur.

Bu yazıya ilk yorumu yazın

Devamını oku...
 
 

[+]
  • Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • fresh color
  • warm color